Doğum günü kutlaması ve ‘akil insan’ nedir? - Veysi SARISÖZEN

2013-04-04 08:53:42
Yazdir

Böyle olmaz, sayın AKP’li baylar ve bayanlar... Barış süreci böyle yol almaz.

Nasıl yol almaz? Nasıl yol almayacağını, buyurun Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’tan dinleyin:

“62 isimle bu Akil İnsanlar Heyeti teşekkül etti. (...) Bu kişiler hükümetin tayin ettiği veya Başbakan Erdoğan’ın bizzat görevlendirdiği saygın insanlardır. (...) Yarın akşam bu arkadaşlarımızla Başbakan Erdoğan’ın Dolmabahçe’deki ofisinde bir toplantısı olacak. Ben de katılacağım. Orada Türkiye’nin geldiği noktayı, çözüm sürecini, başını, ortasını, sonunu ve kendilerinden rica ettiğimiz katkıları zannediyorum Başbakan Erdoğan değerli insanlara sunmuş olacak...”

Bu ne biçim iş? Bu ne biçim “diyalog”, bu ne biçim “akil insanlar komisyonu”, bu ne biçim “görevlendirme”, bu ne biçim “toplantı”?..

Neresini düzeltelim? Deve gibi bir şey. Ona sormuşlar, “neren eğri?”, mazlum hayvan yanıt vermiş: “Nerem doğru ki!”

Peşinen şunu söylemeliyim: Akil insanlar heyetinin içindeki insanları resmen bilmiyoruz. Muhtemelen ehildirler. Bu konuda olumsuz konuşmak, barış sürecinin ruhuna uymaz. Ama bu işler de böyle yapılmaz.

Bir kere “akil insanları” Başbakan “tayin” etmez, hele hiçbir şekilde “görevlendirmez”. Çünkü “akil insan” sahiden “akil” ise, onu “akil insan heyetine” tayin edemezsiniz, ismi söylenir söylenmez o kişi zaten heyette kendiliğinden yer alır. Başbakan böyle bir “akil kişiyi” “tayin” etmez, ancak “davet” eder. “Görevlendirmeye” gelince... Bu hiç olmaz. “Akil” demek kendi “görevinin” bilincinde olmak demek. Böyle bir insana hiçbir devlet kudreti “görev” veremez. Hükümet “akil insandan” ancak “yardım” ister. Kısaca “tayin edilmek” ve “görevlendirilmek” “akil insan” tanımına aykırıdır.

Ya şu bugünki toplantı? “Orada Türkiye’nin geldiği noktayı, çözüm sürecini, başını, ortasını, sonunu ve kendilerinden rica ettiğimiz katkıları zannediyorum Başbakan Erdoğan değerli insanlara sunmuş olacakmış...” İnsaf. Hem de ne insaf... O “akil insanlar heyeti”, hükümetin “çözüm süreci”nin “başını, ortasını, sonunu” başbakandan öğrenip, başbakanın çizdiği bu “baş, orta ve sona” nasıl “katkıda” bulunacaklarını “öğrenmek” için mi Dolmabahçe’de “huzura” alınacaklar?

“Akil insanlar” heyeti, benim bildiğime göre, hem hükümetin, hem de PKK’nin, bu arada “üçüncü” kurum ve kişilerin barış sürecindeki önerilerini, eleştirilerini ve katkılarını “uyumlaştırmak”, buradan güçlü bir “mutabakat” sağlamaya yardım etmek gibi bir “misyona” sahip olmalı...

“Akil insanlar heyeti” “Başbakan Erdoğan’ın Dolmabahçe’deki ofisinde” elbette toplanabilir, Başbakan’la diyalog kurabilir. Onun düşüncelerini birinci elden öğrenebilir.

İyi de, bu “barış” denilen şey, solo bir şarkı değil... En başta bir “düet”. Saray’da BDP de olsaydı, “akil insanlar” “düetteki” falsoları görüp, giderebilirdi. O da yeterli değil. Yeterli olsaydı “akillere” ihtiyaç kalmazdı. Hükümetle PKK anlaşır, olup biterdi. Hükümet ve PKK’nin dışında başkaları da var. En önce Türk ve Kürt halkı var. Aleviler var. Ermeniler var. Bütün etnik, kültürel kimlikler var. Barış kısaca “çok sesli, çok dilli, çok kültürlü” bir senfoni. “Akil insanlar” bu “çok sesliliğin” kakofoniye dönüşmesini “önleyecek” ve orkestranın “ahengini” sağlayacak...

Başbakan “akil insanlarla” nasıl bir “barış şarkısı” söyleyecek? “Beraber yürüdük biz bu yollarda” gibi bir şey mi düşündüğü? Ve “akil insanlar” başbakanla mı “aynı yollarda yürüyecek”, yoksa başbakanı da, PKK’yi de “ortak bir yolda” buluşturmaya katkıda mı bulunacak?

Ve asıl soruyu soralım: “akil insanlar heyeti”, “Dolmabahçe ofisinde”ki toplantıdan çıktıktan sonra, hemen Beşiktaş iskelesinde bekleyen bir motora atlayıp İmralı’ya gidecek mi? Öcalan’ı tıpkı Erdoğan’ı dinledikleri gibi dinleyecek mi? Oradan döndükten sonra ver elini Kandil diyebilecek mi? Karayılan’la, Bayık’la, Kalkan’la, Karasu ile görüşecek mi? Yedi bölgedeki halkın önünde “paneller” yapan bu heyet, Kürdistan’ın dört parçasında da benzer paneller yapacak mı?

Son soru: Gerçek bir “akil insan” nasıl bir insandır? Gerçek “akil insan”, bugün yüzbinlerin Amara yollarında doğum yıldönümünü “devrimci tarzda” kutladığı Öcalan gibi bir insandır. Neden? Çünkü o, 62 değil, 62 bin “akil insanın” yapamayacağını yaptı, kendi örgütünün “halk savaşı kararıyla”, hükümetin “entegre savaş” kararını dengeledi ve her iki taraf için “silahsız” dönemin “kapısını” Öcalan araladı.

“Akil insanlar” keşke başbakanın “sarayından” önce Öcalan’ın “zindanında” toplansa...





Almanya’da yapılan bir araştırmaya göre halkın üçte ikisinden fazlası ABD ile serbest ticaret anlaşmasına karşı çıkarken, Türkiye ile varılan mülteci anlaşmasını reddedenlerin oranı yüzde 60’a yakın.

ARD kanalı için yapılan Deutschlandtrend araştırmasına katılanların yüzde 70’si, Transatlantik Ticaret ve Yatırım Ortaklığı Anlaşması‘nın (TTIP) ülke ekonomisine zarar vereceği görüşünde. Ankete katılanların sadece yüzde 17’si anlaşmanın ülkesine faydalı olacağını savunuyor.

TTIP’ye karşı çıkanların oranı geçtiğimiz yılın Haziran ayındaki araştırmada yüzde 55’te idi. [...]

TV'de Ne var?
En Son Videolar
Haber Haberler Son dakika Son dakika Haberleri
Powered by bestanuce.com & Copyright 2012-2016 [email protected]
Google+ jinha diha anf